22 Aralık 2012 Cumartesi

Garaudy'ye Veda Ederken


Yılın ilk kar yağışı başladı dün gece. Böyle zamanlarda camın önüne bir sandalye koymak, gök yüzünden usulca yere süzülen pamuksu buz kristallerini izlemek isterim. Herkes te bir canlılık göze çarpar kar yağınca. Kocaman adamlar yaşlarını unutup kardan adam yaparken yaşlı ablalar kartopu savaşına dururlar. Çocuklar yokuşları kayak pistlerine çevirirler. Herkesi memnun eden bir satıcıya benzer kar. Kimine çocukluğunu kimine gençliğini kimine unuttuğu eski aşklarını geri verir...
Genel olarak bakıldığında kış aylarının kitap okumak için daha elverişli olduğu görülür. İnsanlar genellikle evlerinden çıkamadıklarında daha fazla okurlar. Ben de herkes gibi böyle soğuk zamanlarda sıcak evimde oturup Karlı Dağları anlatan filmler izlemeyi ve  ruhsal derinliğimizi artıracak kitaplar okumayı severim...

Fakat şimdi sizlere ruhsal değil de siyasi bir kitaptan bahsedeceğim. Özellikle yaşadığımız bölgede tatsızlıkların önemli bir aktörü olan İsrail'den ve onun hiç alakası olmayan bir coğrafyada adeta prematüre bir şekilde doğumunu sağlayan siyasi aktörlerden söz ediyor okuduğum bu son kitap. Adı İlahi Mesajlar Toprağı Filistin olan bu kitap geçtiğimiz bahar hayata gözlerini yuman benim çok saygı duyduğum değerli araştırmacı ve aynı zamanda bir filozof olan Roger Garaudy imzasını taşıyor.

Garaudy'nin İsrail konulu ikinci kitabı bu. İlk kitabı İsrail Terör ve Mitler Fransa'da yasaklanmıştı. Hatırladığım kadarıyla yazar bu eserinden dolayı hapis cezasıyla da yargılanmıştı. Filistin ve İsrail hakkında yazdığı her iki kitapta bence çok değerli. Eserinden dolayı Avrupa'da hapis cezasıyla yargılanan da varmış demekki bunuda öğrenmiş olduk.
Öncelikle şunu belirtmekte fayda var. İsraili eleştirmek Anti-Semitist olmak anlamına gelmez. Yahudilikte Hristiyanlık gibi ilahi kaynaklı tahrif edilmiş bir inançtır ve eşit varolma hakkına sahiptir. Bizler Hz Musa'nın Hz Davut ve Hz Süleyman gibi Allahın elçisi olduğunu kabul ediyoruz.Bana göre İsrail Yahudi toplumuna dayatılan nasyonalist ve ırkçı bir dogmadır.
Bu girişten sonra belitmeliyim ki kitapta Thedor Herz ve ekibinin Filistin'de bir devlet kurmak için ta 1903 ten yani işin en başından başlayarak neler yaptıkları anlatılıyor. Bu ekip  bir yandan  tüm Avrupa ülkelerine dağılmış halde yaşayan Yahudileri Filistinde yaşamaya ikna etmeye uğraşıyor. Diğer yandan Dünya siyasi aktörlerini Filistin'de bir Yahudi Yurdu  fikrine razı ediyor. Aklıma hep neden Filistin? sorusu takılırdı. Yine bu kitaptan ilk kez öğrendiğime göre Hertz'e İngiltere tarafından Afrika Kongo'su da önerilmiş, ama o bunu kabul etmemiş. Kabul etseydi neler değişirdi bir düşünsenize.

Kitap içinde ilerlerken doğunun kaderinin batı'nın ferah salonlarında nasıl çizildiğini üzülerek görüyorsunuz. İster istemez bir nefret hissi doluyor içinize. Kendisini Dünyanın efendisi sayan bu cüretli Avrupalıların fikir oluşumunda Nitchze'nin de, Sartre'in de, Himmerman'ın da Marks'ın da Heideger'in de payı olduğunu düşüncesine getiriyor beni. Bu noktada kızgınlık tüm batı felsefesine toptan bir reddiye ye dönüşüyor insanda. Kitapta tesbiti yapılmış bir tehlike...
Devam eden bölümlerde Siyonizmin Dünya savaşlarından faydalanarak nasıl bir Yahudi Yurdu kurduğunu ve kurduğu bu yurdu asıl sahiplerini yurtlarından atarak nasıl adım adım büyütmeye uğraştığını öğreniyoruz. 4 göç dalgası ve 5 savaş ile pekiştiriliyor Siyonizmin yayılmacı siyaseti.
 Eser de  Flistin direniş mücadelesinin de tarihini anlatmış Rouger Garaudy . İzzettin El Kassam'ın kim olduğunu da yine ilk kez bu kitaptan öğrendim. FKÖ nün kuruluşu ve direnişi örgütlemeside tarihsel perspektiften yansıtılmış.
Garaudy 'e göre; Verimli Hilal olarak adlandırdığı, gelmiş geçmiş tüm medeniyetler için bir buluşma ve kaynaşma (sentez) alanı Filistin. Fakat bu topraklarda Batı Güçleri eliyle sahneye konan hukuk dışı trajedi sonuçları itibariyle Batı medeniyetinin dünyanın geri kalanı ile kaynaşarak, ortak bir yaşam algısı ile huzur dolu geleceği üretme umuduna balta vuruyor.
Filistin işgali konusu özellikle üzücü Mavi Marmara olayından sonra Türkiye'de her zaman gündemin önemli konularından olmaya devam ediyor ve edecektir de. Bizim için önemli olan tarihi perspektiften olayın gelişim süreci hakkında doğru bilgilere ulaşmak olmalı. Çünkü Siyonizmin etkisi altına aldığı medya ve basın yayın kartellerinin  Filistin meselesini tarafsız aktarması beklenemez. Bu anlamda 500 sayfayı aşan bu çalışma daha da önem kazanıyor. Kitaba dayanak teşkil eden kaynakların hepsinin Ya sömürge imparatorluğu İngiltere'nin ya da bizzat Siyonizmin kendi kaynakları  olduğunu göreceksiniz.Kaynaklar arasında Siyonist yöneticilerin Alman Nazi partisi ile ilişkilerinin kanıtlarını da bulacaksınız.
Kitabı bitirdiğimde bir kez daha  Rouger Garaudy''nin muhteşem çalışmalar yapmış sıradışı araştırmacı ve filozof olduğunu ve ondan yeterince faydalanamadığımı düşündüm kendi adıma. Bu eksikliği gidermek için yeni okumalar yapmam gerekiyor. Yaptıkça bunları da sizlerle paylaşırım. Allah'tan Ahiret yurdunda Roger Garaudy'e  hayırlar vermesini niyaz ediyorum. Mekanı cennet olsun. Amin. Hoşçakalın....




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder