Ancak bahar biraz da insanın içinde kıpırdamaya başlayan aşık olma hevesinin de mevsimi değilmidir.Bu yüzden baharı beklememek aşka ihanet sayılmaz mı?
Neler diyorum ben, inanın kendimde şaşkınım sözlerimden. Ama İskender Pala'nın Şah ve Sultan isimli kitabını okuyup ta Aşk üzerine birşeyler söylememek veya düşünmemek mümkün değildir sanırım.Çaldıranda karşı karşıya duranlar üzerine bir ağıt niteliğindeki eser, iki şair padişahın Aşkları ve hırsları etrafında geniş ülkeleri ve kalabalık insanları nasıl pervane ettiğini anlatan lirik bir Aşk felsefesi kitabına dönüşmüş.Divan Edebiyatı hocasından bile beklenemeyecek kadar çağımıza yabancı ve ağdalı bir sevda masalı. Masal derken benimle alay ettiğinizi duyar gibiyim. Ama büyük şehirlerde holiganca yaşatılmaya çalışılan sevgililer günü beraberliklerinin bu kitapta dile getirilen Aşk larla hiç bir alakasını bulamamış biri olarak bana bakan sizler sadece bir ayna olduğumu ve sizleri yansıttığımı akıldan çıkarmayınız.
Bizim nesil Aşkın katledilişini gördü ne yazıkki.
Modern aşk tektaş yüzükleri pazarlama aracına dönüştürüldüğünden beri hangimiz kendimize acaba o mu daha bencil yoksa ben mi? sorusunu sormuyoruz ki dürüst olalım. Ama bunlar daha iyi günlerimiz demeyi de ihmal etmek istemem. En azından taşranın küçük şehirlerinde sevdiğinin elini bir kez tutamamış genç aşıkların sevgilileri için karşılıksız fedakarlıklar yaptığını biliyorum çünkü.Bu yüreğimi ısıtıyor.
Eskiyi beğenmeyenlere bu günün kaç siyasetçisinin Sultan Selim gibi dizeler yazabileceğini sormak isterim. Son tahlilde ah nerde o eski aşklar dedirtecek bir kitap Şah ve Sultan ...herkese iyi okumalar dilerim.
Ali Bedel
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder